27 Şubat 2012 Pazartesi

IIII. Ahmet Sebili ve Çeşmesi

III. Ahmet tarafından, 1728 yılında Bizans zamanından kalma Perayton adlı Bizans çeşmesi yerine bina edilen bu tarihi İstanbul çeşmesi; kentin en ihtişamlı çeşmelerinden biri olma vasfına sahiptir. Çeşme, Topkapı Sarayı’nın Bab-ı Hümayun kapısının baktığı Ayasofya Meydanı’nın merkezine konumlandırıldığından, meydana hâkim bir görünüm kazanmıştır. 
Merkezinde sekizgen prizma gövdeli su haznesi bulunan yapı; su haznesinin köşelerine yerleştirilen sebiller ve cephelerdeki çeşmelerden müteşekkildir. İki basamakla çıkılan bir zemin üzerine oturtulmuş olan ana kütle; bitkisel motifler, bezemeler, mukarnas ve palmet gibi mimari işlemelerle estetik bir görünüm kazanmış; bu estetik görünüm, niş ve bordürlerle desteklenmiştir. Ayrıca, madalyon içine alınmış “Maşallah” yazısı ve uzun vazolar içerisine yerleştirilmiş çiçek motifleri de görülmeye değer sanatsal çizgiler taşımaktadır. Çeşmenin tavan örtüsünü meydana getiren kurşun kaplamalı ahşap çatı, dışa doğru genişletilerek çeşmenin ana kütlesi güneş ışığı ve diğer çevresel zararlara karşı korunmuş; çeşmenin üzerindeki küçük kubbeciklerle ve ahşap saçaklardaki süslemelerle çatı sıradanlıktan sıyrılıp sanatsal bir değer kazanmıştır.

Çeşmenin ta’lik hatla yazılan kasidesi, Kayseri ve Halep kadısı olan şair Seyyid Hüseyin Vehbi bin Ahmed ait olup; “Aç besmeleyle iç suyu Han Ahmet’e eyle dua” diye biten kasidenin son beytini III. Ahmet’in söylediği rivayet edilmektedir ve kasidenin sonunda sultanın imzası yerleştirilmiştir.

Osmanlı mimarisinin batı tesiri altında gelişen son dönemlerinde inşa edilen ve klasik mimariden baroğa yönelişi gösteren bu anıtsal çeşme, İstanbul’u ziyarete gelip çeşmeyi görme fırsatı yakalayan turistleri 18.yy.a doğru bir zaman yolculuğuna davet ediyor.
  



KAYNAK:  İBB