6 Mayıs 2012 Pazar

KÜÇÜK AYASOFYA CAMİSİ VE TEKKESİ

Bana çok gezen mi bilir ? yoksa çok okuyan mı bilir sorusu sorulsa vereceğim cevap çok gezen olurdu. Her sokağını çok iyi bildiğimi sandığım Sultanahmet’te her gün yeni bir yer keşfetmekte yeni şeyler öğrenmekteyim. Önünden defalarca geçtiğim Küçük Ayasofya Cami ile hemen yanındaki Hoca Ahmed Yesevi Vakfı ile yeniden varlığına kavuşan  Darüssaade Ağası Hüseyin Ağa Medersesi’ni tanıtmaya çalışacağım. 




527-536 yılları arasında I.İustinianos tarafından yaptırılan Sergios ve Bakkhos Kilise’dir. 16. Yy’ın başlarında Kapı ağası Hüseyin Ağa tarafından camiye çevrilmiş , batısındaki atriumu’un  çevresine derviş hücreleri ile bir sıbyan mektebi, bunların yakınına aşhane niteliğinde bir imaret, şeyh dairesi,türbe ve çifte hamam inşa edilmek suretiyle külliyeye dönüştürülmüştür. Bu yapılar grubunun merkezini oluşturan cami ise tevhit hane olarak kullanılmıştır.





Burası aslında zaviye olarak yapılmış olsa da daha sonra medrese olarak hizmet etmiş. Hatta Aziz Mahmud Hüdai gençliğinde bu tekkeye devam etmiş ,1584’te de buraya  şeyh olmuş. Günümüzde onun adına bir oda bulunmaktadır.
Yıllarca hiçbir ücret ödenmeden işgal edilip gerçek amacının dışında hoyratça kullanılmış hatta kullanılmaya devam eden pek çok tarihi eserimiz gibi Küçük Ayasofya Medresesi de adeta bir çöplükten farksız değilken Hoca Ahmed Yesevi Vakfı’nın Başkanı Erdoğan ASLIYÜCE’nin burayı keşfetmesiyle;  geçmiş deki kötü yıllara inat bugün eski saltanatını yeniden yaşamaktadır. Adeta ikinci baharını yaşayan medresenin bu duruma gelmesi göründüğü gibi hiçte kolay olmamış aksine vakıf yetkilileri  çok meşakkatli bir süreç geçirmiş.  26 Ağustos 1993’te Hoca Ahmed Yesevi Vakfı’na tahsis edilen Küçük Ayasofya Medresesi ancak 24 Temmuz 1995 yılında vakfa teslim edilmiştir.




24 odası bulunan medresede  her odanın kendine özel ismi bulunmakta ve bu odalarda Türk kültürünün esintileri sergilenmektedir. Medresede odaların bir bölümü çift bir bölümü tek kapı numaraları ile belirlenmiştir.



Ördeklerin dolaştığı  sevimli bahçesinde kuş cıvıltıları içerisinde bol köpüklü kahvenizi yudumlarken kulağınıza gelen ney sesi sizi  alıp başka bir yüzyıla götürmekte.
Buraya hayat veren Hoca Ahmed Yesevi Vakfı’nın merkezide burada faaliyetlerine devam etmekte ayrıca derneğin YESEVİ adında bir dergisi de mevcuttur. Dernek başkanı Erdoğan ASLIYÜCE  ile birebir sohbet edip bilgi alma imkanınız olduğu gibi sırf medrese ile ilgili değil tarihle ilgili  de merak ettiğiniz bir konuda da size seve seve birikimlerini aktaracağının dan hiç şüpheniz olmasın. Kendisinin uzun araştırmalar sonucunda yazmış
olduğu kitaplarına da bir göz atarsanız muhakkak ilginizi çekecek bir konunun olduğunu göreceksiniz.
Adeta İstanbul’da tarihin saklı bir bahçesi olan çarşıyı tekrar ziyaret edip aklıma takılan birkaç konu  hakkında Erdoğan beyden bilgi alacağım. Tabi ki yeni gelişmelerden sizlere de bahsedeceğim.  Şimdilik benden bu kadar. Hoşçakalın.