18 Haziran 2012 Pazartesi

CANKURTARAN - AHIRKAPI


Sultanahmet’te herkes turist. Turist olmasanız bile  etrafa inceleyerek baktığınızda ister istemez merak duygunuz uyanmakta ve o öğrenme duygusu sizi ister istemez bir seyyah ruhuna büründürmekte. İster her gün gidin , ister ayda bir ,ister yılda bir defa  ne kadar gezerseniz gezin Sultanahmet ve civarındaki tarihi yerlerin gezilmesi tamamlanamıyor.
Hep bir yerler bir sonraki gezi için referans kalıyor. Artık tamam her yeri gördüm ve bilgi sahibi oldum dediğiniz anda başınızı çevirdiğinizde kıyıda kalan bir tarihi yer muhakkak gözünüze ilişip burayı nasıl görmemişim hay Allah burası da ne diyerek insan kendini   tekrar araştırma  ve bilgi edinme  serüveninin içinde buluyor. 

Onun için size tavsiyem profesyonel olmasa da küçük bir fotoğraf makinesini çantanızdan ayırmayın derim.  Karşınıza ne zaman ne çıkacağı hiç belli olmuyor çünkü. Bir bakmışsınız mehter takımı, bir bakmışsınız armada otelin nostaljik gelin arabası karşınıza çıkabiliyor.
                                                           SUR-İ SULTANİ

                                                                İSHAK PAŞA CAMİ
                                                            İSHAK PAŞA HAMAMI
Topkapı Saray’ını çeviren sur-i sultaniyi takip edip  Arnavut kaldırımlı yoldan sahile inerken sağ  köşe başında yıllara meydan okuyan  İshak paşa cami  ve hamamı yer alır. Tarihi atmosfer de yolumuza devam ederken  rivayete göre adını İstanbul’un fethi sırasında çok can kurtarmış olan Fatih Sultan Mehmet’in topçu başı olan Seyyit Hasan Ağa’nın lakabından almış olan cankurtarana geçtiğimizde  tren istasyonu bizi karşılamaktadır. 


Meydanın sağ köşesinde ihtişamıyla duran Taş konak ve hemen yanındaki çeşme ile Türk sinemasının  kötü karakter oyuncularından rahmetli Erol Taşı’ın yıllarca işlettiği ve şuan EROL TAŞ KÜLTÜR MERKEZİ olarak hizmete devam  eden kahvesi yer almaktadır. Çevredeki tarihi evler tüm güzellikleriyle sokağa girenleri adeta selamlamaktadır. Kültür merkezinin tam karşısında mahallenin muhtarlığı bulunmaktadır.
                                                           CANKURTARAN MEYDANI

                                                              EROL TAŞIN KAHVESİ




Armada otel’in burada faaliyete geçmesinden sonra semtin çehresinin değişip gelişmesinde , hıdrellez şenlikleriyle semtin tanınıp canlanmasında otel sahibi Kasın bey’in çok katkısının  olduğu bilinmektedir.  Ayrıca burada oturan ahırkapılı müzisyenler kurdukları orkestralarıyla  eski adıyla Eminönü şimdiki Fatih Belediyesi’nin bünyesinde müzik hayatlarına devam etmektedirler.


                                                                      AKBIYIK CAMİ

Yolumuza devam ettiğimizde Dede efendi evi ,Akbıyık mescidi, meydan çeşmesi ve şuan kapalı ve harap durumda olan hama bizi karşılar.
                                                              DEDE EFENDİ EVİ

Bir kurban bayramı arifesinde doğup yine bir kurban arifesinde vefat eden ünlü bestekârımızın İstanbul’daki evi bugün müze halinde kullanılmaktadır. Sultanahmet Cankurtaran’da Ahır-kapı’ya doğru giderken Hamamizade İsmail Dede Efendi’nin tarihi evi . ismail Dede Efendi 1825–1846 yılları arasında bu evde yaşamıştır.


MEYDAN ÇEŞMESİ

AKBIYIK MESCİDİ: Akbıyık Muhittin Efendi tarafından yaptırılmıştır. Muhittin efendinin mezarı caminin yanındadır. Akbıyık camisi İstanbul’un kıbleye en yakın camisidir. Onun için İmam-ül –mescaid =mescitlerin imamı diye anıldığı bilinmektedir.
Topkapı Sarayı’nın ahırlarının burada bulunması nedeniyle Ahırkapı olarak adlandırılan semt deniz tarafından Bizans döneminde protokol sarayı olarak kullanılan  Manganai Sarayı ile yine aynı deniz tarafından devam edilip Çatladıkapı mevkiinde  Bizans sahil sarayı olan Bukoleon Sarayının kalıntıları  ile çevrilidir.
Bukoleon Saray Kalıntıları

Semtin deniz kısmında Otluk kapısı mevkiinde bir burç üzerinde Ahırkapı Feneri bulunur.  1755 yılında 3. Osman tarafından ahşaptan yaptırılmış olan fener geçirdiği yangınlardan sonra 1857 yılında Abdülmecit tarafından taştan malzemeden yeniden yaptırılmıştır. 40 metre uzunluğundadır.
Ahırkapı’ dan yolunuza devam ederseniz daha önceki yazılarımda paylaştığım küçük Ayasofya ve medresesine ulaşırısınız. Yada yukarı doğru çıkıldığında yol sizi Arasta bölgesine  ve mozaik müzesine ulaştırır. Şayet yorulduysanız geziye ara verip dinlenmek isterseniz benim ve ahırkapılı dostlarımın favori mekanı olan belediye tesisinin bahçesinde soluklana bilirsiniz.  Kim bilir  belki siz soluklanırken ben ve dostlarım pembe,Pervin ve tuğçe bahçenin bir köşesinde her zamanki gibi kahvemizi  içip falımıza bakıyor olacağızdırJ
 Başka bir gezi serüveninde görüşmek üzere şimdilik hoşçakalın…..

NOT: RESİMLER BANA AİTTİR.

Tren istasyonun altındaki geçitten geçilince sol tarafta belediyenin Cankurtaran tesisleri yer alırken sağ tarafta İstanbul’un fethi sırasında şehit olan Ali Baba’nın  türbe si bulunmaktadır. Buradan yavaş  yavaş Ahırkapı’ ya giriş yapmaya başlanır.
                                                  BELEDİYE TESİSİN BAHÇESİ

                                                       ALİ BABA TÜR BESİ

Arnavut kaldırımlı sokaklardan geçilip Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa'nın 16. yüzyılda leventleri için yaptırdığı ve daha sonra yanan binanın arsasına yapılan sıra evlerin yerine inşa edilen Armada otelin yanındaki sokağa girerseniz  genellikle iki  katlı ahşap ama muhakkak badanalı tarihi evleri ve günümüzde unutulan komşuluğun  ve sıcak dostluğun yaşandığı mahalleyi görürsünüz.  



                                                                       SAHİLDEN GİRİŞ KAPISI
                                                     ARMADA  OTELİ