1 Temmuz 2012 Pazar

AYASOFYA



Ayasofya’nın  müze olarak kalması gerektiğine inananlardanım.  Ayasofya’nın tam karşısında Sultan Ahmet cami, ondan az ileride yine küçük bir cami, biraz daha aşağıda Küçük Ayasofya Cami, Ayasofya’nın sol karşı köşesinde Firuz ağa cami, Gülhaneye doğru inerken Zeynep Sultan Cami bulunmakta. Etrafında bu kadar cami varken  sırf siyaset için müzenin camiye çevrilmek istenmesi saçma sapan bağnaz bir fikirden başka bir şey değildir.

%99 Müslüman olan bir ülkede halen camilerin duvarlarında ‘’LÜTFEN CAMİ ÇEVRESİNE VE BAHÇESİNE ÇÖP ATMAYIN’’ tabelaları asılı ise, camiye hala kirli leş gibi kokan çoraplarla gidiliyor, ibadet esnasında cep telefonları zarıl zarıl çalıyor, hocalar hala camilerde SİYASİ PARTİLERİN PROPAGANDALARI’NI yapıyorsa önce cemaatleri ve din adamlarını eğitmeli, ibadethanenin ve ibadet etmenin ne demek olduğu tekrar hatırlatılmalı.  Değil AYASOFYA’yı ülkedeki tüm kiliseleri camiye çevirsen nafile.



Benim Ayasofya gezim 3,5 saat sürdü. Sultanahmet meydanının en görkemli yapılarından biri olan Ayasofya’yı gezmeden önce bir gezi planı yapmanızı öneririm. Müzenin bahçesi ayrı bir tarihe ev sahipliği yaptığı gibi müzenin ana girişi ve üst kat galeride çok ayrı bir tarihe ev sahipliği yapmaktadır.

BİRİNCİ AYASOFYA:
Bizans’ın ilk imparatoru I. Constantinus) tarafından başlattırılmıştır. Fakat kesin olan, inşanın, 337 ile 361 yılları arasında tahtta olan oğlu Constantius II tarafından tamamlanmış ve ilk Ayasofya kilisesinin açılışının 15 Şubat 360’ta Constantius II tarafından gerçekleştirilmiş olduğudu kabul edilmektedir. Socrates Scholasticus’un kayıtlarından gümüş kaplı perdelerle süslü ilk Ayasofya’nın Artemis Tapınağı üzerine inşa edilmiş olduğu öğrenilmektedir.Günümüze kadar hiçbir kalıntı ulaşmamıştır.                          

İKİNCİ AYASOFYA:
İlk kilisenin isyanlar sırasında yakılıp yıkılmasından sonra, imparator II. Theodosius bugünkü Ayasofya’nın bulunduğu yere ikinci bir kilisenin inşa edilmesi emrini vermiş ve İkinci Ayasofya’nın açılışı onun zamanında, 10 Ekim 415’te gerçekleşmiştir. Nika İsyanı olarak bilinen isyan sırasında,  13-14 Ocak 532’de yakılıp yıkılmıştır.


ÜÇÜNCÜ AYASOFYA:

İkinci Ayasofya’nın 23 Şubat 532’de yıkımından birkaç gün sonra imparator I. Jüstinyen öncekinden tümüyle farklı, daha büyük ve kendisinden önce gelen imparatorların yaptırdıkları kiliselerden çok daha görkemli bir kilise inşa ettirmeye karar verdi. 23 Aralık 532'de başlanan yapım çalışması 27 Aralık 537'de tamamlandı. Kilisenin açılışını imparator Jüstinyen ve patrik Eutychius büyük bir törenle birlikte yaptılar. Ayasofya o zamana kadar en büyük yapı olarak kabul edilen Süleyman'ın Tapınağı’ndan daha büyük olduğundan İmparator Justinianus (Jüstinyen) halka yaptığı açılış konuşmasında “Ey Süleyman! Seni yendim” demiştir.

İstanbul’un 1453’te Osmanlı Türkleri tarafından fethinden sonra, fethin sembolü olarak, derhal Ayasofya Kilisesi camiye dönüştürülmüştür.Adı Ayasofya Cami-i Kebiri olarak anılmaya başlamıştır. 16. yüzyıldaKanuni Sultan Süleyman fethettiği Macaristan’daki bir kiliseden Ayasofya’ya iki dev kandil getirtmiştir ki, günümüzde bu kandiller mihrabın iki yanında yer alırlar. 1934 yılında Gazi Mustafa Kemal’in emriyle müzeye çevrilmiştir.

2 Katlı olan binanın giriş bölümündeki bahçede bulunan yapılar şunlardır;

Payandalar:

II. Selim döneminde (1566–1574) yorgunluk ya da dayanıksızlık belirtileri gösterdiğinde, bina, dünyanın ilk deprem mühendislerinden biri sayılan Osmanlı baş mimarı Mimar Sinan tarafından eklenen dış istinat yapılarıyla (payanda) takviye edilerek, son derece sağlamlaştırılmıştır.
            
PAYANDALAR

İmarethane:
Sultan I. Mahmut tarafından yoksul ve kimsesizlere yemek dağıtılması için kurulmuştur.
                                                    İMARETİN TOPKAPIN SARAYI
                                                     BABU HUMAYUN KAPISININ
                                                     KARŞISINDAKİ MUHTEŞEM KAPISI

Hazine Binası:
Doğu Roma döneminde kutsal eşyaların saklandığı binadır. Osmanlı döneminde ise imarethanenin kileri olarak kullanılmıştır.

FATİH MEDRESESİ:
Camiye çevrildikten sonra sultanın emriyle onun adına bir medrese yapıldığı fakat medresenin günümüze sadece kalıntılarının ulaştığı bilinmektedir.
Müzeden içeri ilk girildiğinde ki alanda porfir sunak ile Çeşme hazinesi bulunur. Bu alandan içeriye giren kapılardan farklı ve ihtişamı ile fark edilen İmparator Kapısı yer alır.
                                                                         İMPARATOR KAPISI

PORFİR SUNAK

ÇEŞME HAZNESİ
Kapıdan içeriye girildiğinde tüm ihtişamıyla  Hünkar Mahfili , Meryemin kucağında isa mozaiği , Cebrail A.S mozaiği (9y.y) , Mihrap, Minber, Maksureler,Çini Pano, I.Mahmut Kütüphanesi ,Hünkarların taht giyme alanı, Müezzin Mahfili (2. Mahmut dönemi ) , Dilek sütunu , Mermer küpler, Porfir Sütunlar,
                                                           HÜNKAR MAHFİLİ

                                                  HZ.MERYEM VE KUCAĞINDA İSA

                                                      CEBRAİL AS MOZAİĞİ 9.YY

                                                                  MİHRAP

                                                                       MİNBER
                                                                  MAKSURELER


                                                                        ÇİNİ PANO
                                                                            MÜEZZİN MAHFİLİ
                                                                      PORFİR SÜTUNLAR

                                                                                       
                                                         I. MAHMUD KÜTÜPHANESİ
                                                   İMPARATORLARIN TAÇ GİYME ALANI
                                                                      DİLEK SÜTUNU

                                                               MERMER KÜPLER

19y.y da Ayasofya’nın restoranında kullanılan el işçiliği ile yapılmış olan hareketli merdiveni, Devasal levhalar, Kanatlı melek figürü ile diğer melek mozaikleride göze çarpmakta. İsrafil, Mikail, Azrail mozaikleri ise günümüze kadar ulaşmamıştır.
                                                      HAREKETLİ MERDİVEN



İkinci kattaki galeriye rampalarla çıkılmaktadır. Bu katta Patrikhanenin kapısı, İmparatoriçenin dini törenleri seyrettiği locası, Mermer kapılar, Meryem ,isa ve vaftizci yahya’nın resmedildiği mahşer günü mozaiği, Hanricus Dandolu’na ait mezar, Vikinglerden kalma yazıları burada sergilenmektedir.
                                                                    2.KATA ÇIKILAN RAMPA
                                                                          PATRİKHANE

                                                                         İMPARATORİÇE LOCASI

                                                                     MERMER KAPI

                                              MERYEM-İSA VE VAFTİZCİ YAHYA  MAHŞER GÜNÜ



                                                                 VİKİNG YAZISI
                                                KOMUTAN HANRİCUS DANDOLO'NUN MEZARI

Çıkış  bölümüne gelindiğinde ise karşımıza çıkan alanda 1166 tarihli Synod Kitabesi  (iç salon) , İmparatoriçe Lahdi bulunur. Güzel Kapı’dan geçip yola devam ettiğimizde sol tarafta Vaftizhane Avlusu bulunmaktadır.
                                                                 İMPARATORİÇE LAHDİ

                                                           1166 TARİHLİ SYNOD KİTABESİ
                                                                          GÜZEL KAPI


                                                               VAFTİZHANE AVLUSU





Çıkış bölümündeki  bahçe bölümünde bulunan yapılar ise şunlaradır;  

Padişah Türbeleri
Sultan II.Selimin Türbesi, Sultan III.Murad Türbesi,Sultan III.Mehmed’in Türbesi, Sultan I.Mustafa ve İbrahim’in Türbesi ile Şehzadelere ait Türbedir.








                                                                                      

Şadırvan

1740 yılında Sultan I. Mahmut tarafından yaptırılmış olup restorasyon nedeniyle kapalıdır.

Sıbyan  Mektebi

1740 yılında Sultan I. Mahmut tarafından yaptırılmıştır.

Muvakkithane

Namaz vakitlerinin öğrenilmesi için Sultan Abdülmecit tarafından yaptırırlmıştır.








                                                                     AMBON




2.KAT RAMPA YOLDAKİ MEZAR
NOT:RESİMLER BANA AİTTİR.

Sebil
Biri bahçede öbürü dışarıda bulunan  iki adet sebil vardır.




 
 
AYASOFYANIN RESTORSAYON SONRASI ŞADIRVANI