28 Ekim 2012 Pazar

BÜYÜKADA PRENS ADALARI

Tatili sevmeyen yoktur , ama bayram tatillerinde İstanbul da kalmayı tercih edenlerdenim. İstanbul’u gezmek  ve tadını  çıkarmak için en isabetli zamanın bayram tatilleri olduğu düşüncesindeyim.    Hele birde bahardan kalma bir hava varsa değme keyfime. İstanbul’un eski yıllardaki gibi tenha halini en güzel bu günlerde ve özelliklede sabahın erken saatlerinde yakalaya bilirisiniz.  Bu bayramda havanında güzelliğini fırsat bilerek soluğu Büyükada da aldık.
Attığımız simitlerle  bize yolculuk boyu eşlik eden martıların nameli bağrışları eşliğinde , yazdan kalma muhteşem hava da vapurda ki çay ve simit keyfine doyum olmadı.  1,5 saat sürecek olan vapur yolculuğumuzda  ilk ada olan Kınalıada ya uğrayan vapur daha sonra Burgazada , Heybeliada ya uğradıktan sonra Büyükada ya ulaştı.
                                                                   KINALIADA
                                                                         KINALIADA
                                                                          KINALIADA

                                                                   BURGAZ ADA
                                                                        BURGAZ ADA
 
 
HEYBELİ ADA
                                                                       HEYBELİ ADA
                                                                       HEYBELİ ADA
                                                                    HEYBELİ ADA
 

                                                                     BÜYÜK ADA

Oldukça kabalık olan iskele meydanında gözümüze kestirdiğimiz kafede sabah kahvemizi içip biraz etrafı seyredip  payton kuyruğunun azalmasını bekledik.  Daha sonra paytona binip ada turuna başladık. Ada turumuzdan sonra 800 metre tepedeki aya yorgi kilisesine tırmanmaya başladık. İlk 300 metre deki dik yokuş baya bir zorlasa da  ara ara konulan banklarda dinlenip,  ormandan gelen suyla elimizi yüzümüz yıkayıp ferahlayıp dinlendikten sonra tekrar yola devam ettik.  Çalılara ip ve bez bağlamayınız diye uyarı levhaları olsa da 800 metrelik yol boyunca renkli renkli açılmış iplikleri, ağaç dallarına bağlanmış bez parçalarını hatta naylon poşet parçalarını görünce hurafelikten hep medet ummuş insanları önleyemediklerine şahit olduk.
 
Ada yılın bu ayında bile oldukça kalabalıktı. Yazın daha kalabalık olduğu için adayı keyif ala alagezmenin tadını anca sonbaharda veya baharda daha iyi varılacağının kanaatindeyim.  Sonbaharda veya baharda muhakkak adaları gezmenizi tavsiye ederim.  Bundan sonraki DOLMABAHÇE turumuzda görüşmek üzere.
Prens Adaları  veya İstanbul Adaları 9 adadan oluşmaktadır.  Adalar Bizans döneminde saray mensupların sürgün yeri olarak kullanılıyordu. Özellikle anakaraya yakınlığından ötürü Kınalıada, sürgünlerde en çok tercih edilen yerdi. Adalarda sürgünler dışında, Bizans imparatorlarının yazlık konutları da yer alıyordu. Adalar, 1453 yılında İstanbul'u ele geçirmek için yola çıkan Osmanlı donanması Adaları' da ele geçirdi. Adaların sürgün yeri olarak kullanılması Osmanlılar döneminde de sürdü.
Büyükada, Prens Adaları olarak da bilinen İstanbul açıklarındaki adaların en büyüğüdür.. İki tepeden oluşan Ada’nın kuzeyindeki İsa Tepesi (Hristos) 164 metre, güneyindeki Aya Yorgi (Yüce Tepe) ise 202 metredir.
                                            AYA YORGİ TEPESİNDEN GÖRÜNÜŞ

                                                             AYA YORGİ KİLİSESİ









 
Aya Yorgi Manastırı: Patrikhane kayıtlarına göre inşa tarihi 1751’dir. Bu tarihte yapılmış olan küçük kilise, şapel ve dua yeri eski kilise diye bilinir ve iki katlı, kiremit örtülü küçük bir yapıdır.
Aya Yorgi Kilisesi :Tepede çan kulesinin hemen arkasındaki kesme taştan yapılmış olan kilise ise yeni Aya Yorgi Kilisesi’dir ve 1905 de inşa edilmiş, 1909 yılında açılışı yapılmıştır.
                                    


Büyükada Rum yetimhanesi'nin Aya yorgi tepesinden görünüşü