29 Ocak 2013 Salı

HELVACI BABA TÜRBESİ


Helvacı babanın ismini herkes bilir ama türbesini herkes bilmez…..

İstanbul’da özelliklede vefa semtini ve çevresini bilenler Helvacı babayı muhakkak duymuşlardır. Her Cuma kadınların adak adamak ve dilek dilemek için geldikleri şehzade Mehmet Cami’nin bahçesi dolup taşmaktaydı….
 
Bahçedeki koca çınarın etrafına doluşup helvacı babaya Yasin okuyanlar dilek dileyen yada dileği olduğu için şeker dağıtanların arasında tek tük de olsa erkekleri de gördüğüm olurdu.  Vefa lisesinde okuduğum  dönemde öğle tatillerinde dolaşmaya şehzade caminin oradaki parka gittiğimiz için bu kalabalığa 4 sene boyunca tanık olmuşumdur.  O zamanlar lise 4 yıl değildi dediğinizi duyar gibiyim, evet o zamanlar lise 3 yıldı fakat ben 1 sene okuldan çok kaçtığım için sınıfta kaldım ve liseyi 4 yılda bitirdim. Pişman mıyım diye  sorarsanız hiçte pişman olmadım hatta keşke birkaç sene daha kalsaymışım dediğim çok olmuştur J

 Benimde her Cuma müdavimi olduğum ve her Cuma Yasin okuttuğum helvacı babanın türbesinin meğer şehzade Mehmet camiinde değil de türbesinin vezneciler son duraktan esnaf hastanesine giden yolun üzerinde olduğunu çok sonraları tesadüf eseri öğrendim.   Ben ve benim gibi helvacı babayı Şehzade Mehmet Caminin bahçesindeki o koca çınarın altında olduğunu sanıp her Cuma günü oraya gidenlere Helvacı baba’nın görüp te bu zamanda bu kadar cahil hala var mı diyerek gülümsediğini düşünmekteyimJ

Silifkenin Zeyniye köyünde dünyaya gelmiştir . Gönlüne düşen Allah aşkıyla istanbul'a gelip Pir Ali Aksarayi Hz. lerine intisap etmiştir . İsmail Maşuki Hz.lerine enişte olma şerefine erişmiştir .

Kanuni Sultan Süleyman , Bozdoğan Kemerine bitişik birkaç oda yaptırıp Helvai Yakup hz.lerine vermiştir .

Helvai Yakup Hz. leri 1588 yılında vefat etmiştir.

27 Ocak 2013 Pazar

BÜYÜK SARAY MOZAİKLERİ MÜZESİ

Hipodromdan Marmara denizine doğru uzanan eski büyük saray’ın bir bölümünü oluşturmaktadır.  Arasta çarşının bulunduğu alan içerisinde olan müze de sergilenen mozaikler eşsiz bir ustalığın eseridir.








Bu Pazar ki gezimizden  şimdilik bu kadar.

SEPETÇİLER KASRI

 
Topkapı Sarayı’nın geçmişte deniz kıyısında birçok sahil sarayı vardı. Fakat günümüze bunlardan sadece Sepetçiler kasrı ulaşmıştır.
Sultan İbrahim tarafından 1643 yılında yaptırılmıştır. Köşk’ün adı ilk yapıldığı yıllarda çevresinde bulunan hasırcı ve sepetçi esnafından gelmektedir. Günümüzde turistik eğlence merkezi  olarak kullanılmaktadır.
 

HACI BEŞİR AĞA CAMİ


Eski Bab-ı ali şimdi ki Valilik kapısının önünden çıkan yokuşu takip ederseniz sağ tarafta tekrar valiliğe çıkan yolun başındaki köşede bulunan camidir.


Cami, sıbyan mektebi, medrese, kütüphane, tekke, sebil ve iki çeşmeden meydana gelmiştir. Bu yapı topluluğu Sultan III. Ahmed (1703–1730) ve Sultan I. Mahmud (1730–1754) dönemlerinde Darüs’saade Ağalığı yapan Hacı Beşir Ağa tarafından 1744–1745 yılları arasında yapılmıştır.

HAKKI PAŞA KONAĞI


Gülhane parkının  tam karşı köşesinde soğuk çeşme sokağına çıkan yokuşun başında  alt katı restoran olan üst katı ise bir zamanlar resim kursu düzenlenen sergilere ev sahipliği yapmış olan tarihi konak Hakkı Paşa Konağıdır.

 Yıl 1846. Yemen Valisi Hakkı Paşa karısıyla birlikte yaşamak için Sultanahmet'te bugünkü Divan Yolu üzerinde beş katlı bir konak yaptırdı. Çift uzun süre burada yaşadı.

GÜLHANE PARKI

Şöyle hafızanızı yoklayıp biraz gerilere gidip 80’li yılları hatırlayanlar o zaman ki Gülhane parkında düzenlenen şenlikleri, konserleri, piknik alanlarını, hayvanat bahçesini hemen hatırlayacaklardır. Hayvanlara gereken bakımı sağlamadıklarını bildiğim için hayvanat bahçesinin buradan taşınmasının çok isabetli bir karar olduğunun  kanaatindeyim.   
Hayvanat bahçesinin buradan taşınmasından sonra , parkın içine İSTANBUL İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ TARİHİ MÜZESİ açıldı. 80’li yıllarda ki  şaşalı günlerinin aksine Osmanlı dönemindeki has bahçe gibi gayet sakin bir gezi parkı haline geldi. Yazın gayet kalabalık olan park kışında pek fazla kalabalık olmasa da yürüyüş yapan tek tük insanlara rastlamaktasınız. 1saatlik bir yürüyüşten sonra kahvaltı yapmak için pek çok mekan olsa da tercihimi yeşil evden yana kullandım. Gayet soğuk Pazar sabahında yeşil evde buluştuğum dostlarımla beraber ettiğim  harika kahvaltıdan sonraki rotamız olan  Mozaik Müzesi’ne gitmek için yola koyulduk.

GÜLHANE PARKI TARİHÇESİ:

Alay Köşkü, Topkapı Sarayı ve Sarayburnu üçgeni arasında  arasın da yer alır.

Gülhane Parkı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Topkapı Sarayı'nın dış bahçesiydi ve içinde bir koru ve gül bahçelerini barındırırdı. Türk tarihinde demokratikleşmenin ilk somut adımı olan Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839'da Abdülmecit döneminde Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane Parkı'nda okunmuştur ve bu nedenle Gülhane Hatt-ı Hümayunu da denir.
                                                                    ALAY KÖŞKÜ

İstanbul şehremini operatör Cemil Paşa (Topuzlu) zamanında düzenlenerek 1912 yılında park haline getirildi ve halka açıldı. Toplam alanı 163 dönüm kadardır. Parkın girişinde sağ tarafta İstanbul şehremini ve belediye başkanlarının büstleri vardır. Parkın ortasından iki yanı ağaçlı yol geçer. Bu yolun sağında ve solunda dinlenme yerleri, çocuk bahçesi bulunmaktadır. Boğaza doğru kıvrılarak inen yokuşun hemen sağında bir Aşık Veysel heykeli, yokuşun sonuna doğru biraz üst kısımda ise Romalılardan kalma Gotlar Sütunu vardır.
                                                                GOTLAR SÜTUNU

20 Ocak 2013 Pazar

AYASOFYA PADİŞAH TÜRBELERİ


Sultanahmet’ te  muhteşem Pazar kahvaltısından  sonra soluğu Ayasofya Türbelerinde aldım.  Ayasofya’dan Topkapı Sarayı’na giden yolda sol tarafta olan türbe Pazartesi hariç her gün  saat 16:00 ya kadar ücretsiz ziyaret edilebilmekte.  

Burası aslında Ayasofya müzesinin bahçesi olsa da girişi Ayasofya müzesin den ayrı.  Türbede Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan’ın oğlu 3. Selim ve eşi tarihe adını cariyenin gelini diye yazdıran Nurbanu Sultan , 3.Selim’in ve Nurbanu sultan’ın oğlu 3. Murat ve yine tarihte Altın saçlı Safiye sultan diye anılan eşi de yatmaktadır.  Türbelerde yatmakta olan diğer Sultanlar,şehzadeler ve kızları bölüm olarak ayrı belirttim.   Muhteşem Yüzyıl dizisinden sonra bu türbenin ziyaretçi sayısının gözle görülür derecede arttığı da bilinmekte.

ŞEHZADELER TÜRBESİ

Mimar Sinan tarafından 1580 yılında III.Murat’ın annesi Nurbanu Sultan için yapılmış olsa  da III. Murat’ın  veba salgınında ölen 4 şehzadesi ve bir kızı gömülüdür.

                                                                    ŞEHZADELER TÜRBESİ
 

                         SULTAN 3. MURAT VE ŞEHZADELER TÜRBESİ YAN YANA



SULTAN III. MURAT TÜRBESİ

1599 yılında mimar Davut ağa tarafından yapılmıştır. Sultan III.Murat, karısı Safiye Sultan,kızları ,saray mensubu kadınlar ve şehzadelere ait sandukalar vardır.
                                                    SULTAN 3.MURAT TÜRBESİ


SULTAN I.MUSTAFA VE SULTAN İBRAHİM TÜRBESİ

Kilisenin vaftiz hane kısmıdır.  İstanbul’un fethinden sonra Ayasofya’nın kandil  yağları deposu olarak kullanılmış olup 1639 da vefat eden Sultan I.Mustafa için türbeye çevrilmiş olup 1648 de vefat eden Sultan İbrahim de buraya defnedilmiştir.  

Türbede Sultan I.Mustafa,Sultan İbrahim, Sultan I.Ahmet’in kızları, Sultan IV.Murat’ın kızı, Kaya Sultan, Sultan II.Ahmet’in şehzadeleri,kızları ile bazı hanedan mensupları da bu türbede defnedilmiştir. Toplam 19 sanduka vardır.


SULTAN III. MEHMET TÜRBESİ

Sultan I.Ahmet tarafından 1603 yılında vefat eden babası Sultan III.Mehmet için 1608 mimar Dalgıç  Ahmet ağa yaptırılmıştır.  Sultan II. Mehmet, Sultan I.Ahmet’in annesi  Handan Sultan , I.Ahmet’in şehzadeleri ve kızları , Sultan III.Murat’ın kızı Ayşe Sultanın sandukaları bulunmaktadır.




SULTAN II.SELİM TÜRBESİ

1577 yılında yapılan türbe Mimar Sinan’ın ilk yaptığı türbedir. II.Selim, eşi Nurbanu Sultan,kızları Sokullu Paşanın eşi İsmihan Sultan kızları ve şehzadeleri ile III. Murat’ın şehzade ve kızları gömülüdür.

19 Ocak 2013 Cumartesi

ŞEHZADE MEHMET CAMİ


İstanbul’un üçüncü tepesinde olan cami Kanuni Sultan Süleyman’ın 21 yaşında vefat eden oğlu Şehzade Mehmet için Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.
Külliye ; cami,medrese,tabhane,ahır,mektep, imaret ve türbeden meydana gelmektedir.
Oğlunun padişah olmasını isteyen Sultan Süleyman sandukasının üstüne ağaçtan bir taht koydurmuştur.






HARAM OLSUN


Turgut Özakman’ın Şu çılgın Türkler, Diriliş ve Çanakkale 1915 romanları benim en beğendiğim romanların başında gelmektedir. Bu eserler bu ülkenin nasıl yoktan var edildiğini en güzel şekilde anlatmaktadır. Bu romanların tüm genç nesil’e muhakkak okutulması gerektiğine inanmaktayım….

Çanakkale 1915 filmini seyrettikten sonra bu ülkede pkk ya yardım ve yataklık yapanlara, kendi siyasi çıkarları için onlara her türlü imkanı sağlayan siyasetçilere öfkem ve nefretim bir kat daha arttı….. Yoksulluğa rağmen dişini tırnağına katıp yırtık pabuçları , yamalı giysileriyle , kısıtlı malzemeyle , kuru ekmekle cephede savaşıp bu ülkeye düşman sokmayan şehitlerimiz o kadar sefalet içerisinde bunu başardıysa bugün her türlü imkana sahip oldukları halde teröristlere eyvallah eden, yaptıklarını sineye çeken, köklerini kazımak yerine onlara çeşitli tavizler veren, terörist başını damızlık gibi besleyen, kollayan , görüşmelerde bulunanlar ile köpek gibi öldürülen teröristlere acıyanlara, onların ailesine taziyeye giden siyasilere, Diyarbakır da  hastanenin bayrak direğine çekilen pkk bayrağına ses çıkarmayan buna müsaade edenlere ,  vatanı yeniden var etmek ve vatanı korumak için canını veren şehitlerin, bu uğurda gazi olanların  HAKLARI  ile bizlerden  aldıkları vergiler  HARAM OLSUN!

PARGALI İBRAHİM PAŞA'NIN MEZARI

Öyle sırlar vardır ki arar durursun….. Pargalı Rum Balıkçı Manolis’in oğlu  İbrahim Paşa’da tüm yaşamı boyunca kendi sırlarını arayıp durdu……
Pargalı Rum balıkçı Manolis’in oğlu Devleti aliye’nin Vezir-i Azam’ı, şanlı Osmanlı Ordusu’nun Ser Askeri, Osmanlı Haneda’ nın dan Hatice Sultan’ın biricik eşi İbrahim Paşa çok kuvvetli ,kudretli bir hayata sahip olduğu halde ailesinden koparılıp ayrılmasını, ailesini geçmişini ,vatanını asla unutmamış,  özlemlerini ve  yaşayamadıklarının eksikliğini hiçbir zaman silip atamamış ve hep içinde hissetmiş bundan dolayı da sahip olduğu kuvvet ve kudret onda kibir duygusunun kuvvetlenmesini sağlamıştır.  Bu da ona kendi ölümünü hazırlamada en büyük rol oynamıştır. 
Geçmişine özlemi hiç bitmeyen Pargalı İbrahim Paşanın kabri  Fındıklıda canfeda yokuşu başında ki yeşil boyalı mezardır.  
Yaşarken geçmişine, ailesine yaşadığı yerlere hatta yaşamak istediği başka bir hayata hep özlem içinde olan , geçmişiyle devamlı yaşayan Pargalı İbrahim Paşa’nın özlemi öldükten sonra dinmiş mi dir yoksa ruhu  hala Parga’ ya ve ailesine özlem içinde midir Allah bilir ……
Keşke Kanuni Sultan Süleyman mecbur kaldığı için idam fermanı verdiği sağ kolu, sırdaşı Pargalı İbrahim Paşa’nın cenazesinin  Parga’ya gömülmesini sağlasaydı……
Yaşarken kendini ne parga’ ya nede Payitaht’a tam ait olarak göremeyen hep bir ikilemde olan önce makbul sonra maktul olan paşa’nın ruhu belki biraz olsun huzur bulmuş olurdu….