16 Nisan 2013 Salı

VEFA TURU

Buz gibi bir Pazar sabahında dostlarla edilen kahvaltı soğuk havanın yerini tarifsiz bir sıcaklığa bırakıyor.   Bu Pazar ki gezi turumda arkadaşlarımda bana  eşlik etti. Mükellef bir Pazar kahvaltısından sonra soluğu vefada aldık.  

Saat 1 gibi vefadan başladığımız gezi rotamızda  Vefa- Şehzadebaşı-Vezneciler-Beyazıt-Sahaflar-Gedikpaşa-Nişanca-Kadırga-Küçükayasofya- İskenderpaşa türbesi- Arasta çarşısı- Soğukçeşme sokağı- Sultanahmet endüstri meslek lisesinin bahçesi ve en son durak Sultanahmet meydanında saat 17:00 de köpüklü kahvemizi içerken son verdik.


Vefa denince akla ilk önce dostluk gelir. Madem vefa’ da yız Kanuni Sultan Süleyman’ın  tarihe hem makbul hem de maktul paşa olarak adını yazdırmış olan Pargalı İbrahim Paşa için yazdığı dostluk şiir’ini paylaşmanın tam zamanıdır.

 

‘’Dost dediğini candan öte can biliriz’’

‘’Dosta kem söz eden dili taş ederiz’’

‘’Dost şerbettir demiş,ne tasa ederiz’’

‘’Dostun şerbet bildiğini zehir olsa içeriz’’

 

Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman)


 Vefa kelimesi bana  sadece okul yıllarımın geçtiği bir semtten çok fazla şey ifade etmektedir.  Yenilik her zaman güzeldir,iyidir dense de eskinin özlemini hiçbir yenilik örtememiştir. Şayet öyle olsaydı  her türlü konfora sahip olurken estetik güzelliği yitirdiğimiz için eskiye özlemimiz artmazdı.

 Gittikçe eskiden uzaklaşılmış olsa da  eski İstanbul’u hatırlatan semtlerin  içinde Küçükpazar-Vefa,Şehzadebaşı (direklerarası )-Süleymaniye- Vezveciler ve Beyazıt’ın ayrı bir havası , kimliği vardır.

İmç bloklarının arkasından vefaya giriş yaptığımız  sokakta yıkık dökük harap, adeta zamana meydan okumakta olan sokak çeşmesi bizi karşılamakta,   eskiden TAŞ KAYIK olarak anılan tarihi yapının yerinde ise şimdi  yeller esmektedir.




VEFA ÇEŞMESİ


Semte adını veren Şeyh vefanın türbesi de yine onunla aynı adı taşıyan caminin bahçesinde bulunmakta olup  caminin bahçesinde bulunan  diğer mezarlıkların durumu ise içler acısı. Bakımsızlıktan harap olmuş ve  kaderine terk edilmiş durumda . İlk işim olarak Fatih Belediyesine burada çektiğim bakımsız yerlerin resimlerini göndermek olacaktır.

ŞEYH VEFA HZ. TÜRBESİ

ŞEYH VEFA'NIN ÇİLEHANESİ



ŞEYH VEFA CAMİ

Buradan yolumuza devam ederken imamhatip olmaktan son anda kurtulmuş  olan (ki inşallah kurtulmuştur)  Atatürk İlkokulu ile
ATATÜRK İLKOKULU





RECAİ MEHMET EFENDİ SIBYAN MEKTEBİ 18.Y.Y

Ekmekçizade Ahmet Paşa Medresesi

Molla Hüsrev Mescidi  


VEFA LİSESİ 1908

 KALENDERHANE CAMİ




Üniversitenin arka kapısının  olduğu sokaktan yolumuza devam edip Beyazıt meydanından çınaraltı oradan da safhalara geçtikten sonra yolun karşı tarafından gedikpaşaya  geçip gedikpaşada birkaç resim çektikten sonra nişanca ve kadırgaya doğru yola devam ettik.
 SAHAFLAR
SAHAFLARDAKİ ÇEŞME


Yol güzergahımız boyunca hafta sonu turuna katılmış bizim gibi tarihi yarım adayı gezip resim çeken gruplarla da karşılaştık.

TARİHİ GEDİKPAŞA HAMAMI

 TARİHİ GEDİKPAŞA FIRINI
1968’ li yıllarda  solun kalesi olan kadırga eski güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Kadırganın dik yokuşlarından çıkmayı  tercih etmeyip rotamızı Küçük Ayasofya’ ya  çevirip, buradaki el sanatları çarşısını gezip, Hoca Ahmet Yesevi vakfının bahçesini dolaşıp tekrar yolumuza kaldığımız yerden devam ettik.
KADIRGA MEYDAN ÇEŞMESİ







Arasta çarşısını dolaşıp  ,İstanbul el sanatları çarşısını gezip soğuksu çeşme sokağını turladıktan sonra kahve keyfi yapmak için Sultanahmet meydanda mola verdik.  Kahvelerimiz geldiğinde saat çoktan 17:00 bulmuştu. Dönüş güzergahımız da Endüstri meslek lisesi’nin bahçesinden muhteşem manzarayı seyredip evlerimize dağıldık.



Gezimiz  süresince sokak hayvanlarını beslemeyi de unutmadık. Birde yediğimiz çekirdeklerin kabuklarını yanımızda taşıdığımız poşetlere attık.  Bir sonraki gezimizde tarihi yarım adayı nasıl temiz bulmak istiyorsak öyle bırakmak istedik.

Bir sonraki gezimizde buluşmak üzere …..