28 Haziran 2013 Cuma

ADAPAZARI TARAKLI TURU

Arkadaşlarımla buluşup hasret gidermek hem  de onlarla beraber yeni yerleri keşfetmek için rotamızı Adapazarı ve Taraklıya çevirdik.  

 
Önce samimi bir ortamda mükellef bir kahvaltı yapıp sitedekilerin kulaklarını çınlatıp birazda anıları tazeledikten sonra 1 saat 45 dakikalık taraklı gezimize başladık. Tabi geziye hemen başlayamadık, önce Gülseren sızlanmaya başladı, sonra ben  yolun 1 saat 45 dakika sürdüğünü öğrenince biraz tereddüt yaşayıp, hatta 2 saatlik İstanbul yolunun yorgunluğunu hatırlayınca  bir anda git gel yaşasam da  son anda taraklı’ lı bir teyzenin ‘’görmeden sakın gitmeyin’’ demesi üzerine hemen fikrimi değiştirmeyi başardım. Tabi Gülseren biraz üzülüp teyzeye neden öyle diyorsun diye sitem etse de kendini taraklı dolmuşunda oturur bulduJ



 
Taraklıya gidiş yolunda inen bir teyze bizleri evine davet edince birde üstüne wc yi sorduğumuz dolmuş şoförünün ‘’bozuk paranız yoksa ben vereyim’’ demesi üzerine  o güzelim  Anadolu  insanının misafirperverlik ruhunun ölmediğini görünce, ruhsuz, komşuluk, dostluk bilmeyenlerin çok olduğu İstanbul’ da yaşadığıma üzüldüm.  Şen şakrak dolmuş yolculuğundan sonra taraklıya ulaştık.  Önce kendimize bol köpüklü Türk kahvesi ziyafeti çekip  yol yorgunluğumuzu attıktan  sonra küçük ama şirin , güler yüzlü insanların yaşadığı taraklıyı keşfetmeye çıktık.
 
 
Taraklıda ki güzellikleri görünce , öz irademle verdiğim her kararımın sonuçları ne olursa olsun katlanacak yürekliliği gösterip , karamsarlığa düşmeden, pişmanlık duymadan,kulaklarımı yargılı söylemlere tıkayıp ama tecrübelerini paylaşma samimiyetinde bulunanları asla göz ardı etmeden,aklımın bir köşesine not alarak  yolumda ilerlemeyi kendime felsefe edindiğim için bir kez daha doğru yolda olduğumu anladım.
Şayet biz taraklıya giderken bizlere söylenen olumsuz cümlelerin tesirinde kalmış olsaydık muhteşem taraklıyı görme ,muhteşem  bir gün geçirme fırsatını kendi elimizle kaçırmış olacaktık.  
Taraklıya hayran kalıp, birazda aklımızın bir kısmını orda bırakıp Adapazarı’ n da  bizi bekleyen muhteşem ıslama köfte ziyafeti için  yola koyulduk.
Bana muhteşem bir gün yaşatıp, çok güzel misafirperverlik gösteren güzel arkadaşlarım Birgül’e kendiside aslında misafir olan  Gülseren ve  hiç kapris yapmadan bize fotoğğrafçılık yapan Gülseren’ in yakışıklı oğlu yeğenim Salih’ e veda edip tekrar İstanbul’a dönüşe geçtim. Tabi  en kısa sürede tekrar bir araya gelmek için sözleştik.




























TARAKLI’NIN TARİHÇESİ

Osmanlı Devletinin kuruluşundan önce, Ertuğrul Gazi zamanında, Osman Bey’in Komutanı Samsa Çavuş Sakarya Vadisindeki Sorkun, Yenice Tarakçı (Taraklı) ve Göynük taraflarına akın düzenlemiş, Hırıstiyan ahalinin yaşadığı bu toprakları Bizanslılardan alarak Osmanlı Beyliğinin topraklarına katmıştır.

Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferine çıkarken Taraklı’ da konaklayarak Veziri Yunus paşaya yaptırdığı ve şu anda kendi adıyla anılan Yunus paşa camii diğer adıyla kubbelerindeki kurşunlarla ünlenen Kurşunlu camii 1517 yılında tamamlanmıştır.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bahsedildiği üzere İlçede halkın şimşir kaşık ve tarak yapması nedeniyle adının Yenice Tarakçı olarak anıldığı belirtilmektedir. Bu isim zamanla halk dilinde Taraklı olarak değişmiştir.

26 Haziran 2013 Çarşamba

KORE SANATI - İHTİŞAM VE ZARAFET SERGİSİ

Topkapı sarayın da dönem dönem çeşitli ülkelere ait sergiler açılmakta. Çin sergisinden sonra dış dünyaya kapalı bir toplum olarak bilinen Kore ile diplomatik ilişkilerimizin  55.yıldönümü nedeniyle açılan  sergi ilk olma özelliğini taşımakta.

Has ahurlarda açılan sergi 5 bölümden oluşmakta.  Sergiyi gezerken Çin sergisinde daha çok eserin sergilendiğini hatırladım.  Kore sergisinde az eserlere yer verilmiş.  Birde çin sergisinde resim çekmek yasakken bu sergide rahat rahat resim çekebildim.

1.   Bölümde ; taş hançerler,tunçtan at biçimli kemer tokaları, Şila Krallığı’na ait yeşim taşından yapılmış takılar sergilenmekte.
2.   Bölümde ; Kral ve Kraliçenin mezarlarından çıkarılan eserler yer almakta.
3.   Bölümde ; Kore’nin başlıca dini olan Budizmi anlatan öğelere yer verilmiş.
4.   Bölümde ; Köklü bir geçmişi olan  1100 derecelik sıcaklıklarda  fırınlarda  sırlı seramik ve porselenler sergilenmekte.
5.   Bölümde ; 14.y.y da Goryeo Hanedanına ait  tören giysileri, kral ve kraliçenin mühürleri ,günlük kullanım için yapılmış ahşap eşyalar  sergilenmektedir.

Sarayda sadece Kore sergisi değil Fatih Sultan Mehmet ile de ilgli bir sergi bulunmakta.
KRALİÇE'NİN KRALİYET MÜHRÜ

KRAL!IN KRALİYET MÜHRÜ

PRENSES DÜĞÜN TÖRENİ ELBİSESİ 19.Y.Y

KRALİÇE' NİN RESMİ TÖREN CÜBBESİ

KRAL'IN RESMİ TÖREN CÜBBESİ