4 Ağustos 2013 Pazar

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ -GAZİMAĞUSA-İSKELE/KARPAZ-GÜZELYURT


3. GAZİMAĞUSA Esas itibarı ile küçük bir ticaret limanı ve balıkçı kasabası olarak kurulmuş olan GaziMagosa, XIII. yüzyılda Lüzinyanlar devrinde gelişmiş, Doğu ile Batı arasında önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Aynı dönemde inşa edilen 365′e yakın ibadet yeri ve devrin asillerine ait sarayları ile Akdeniz’in en zengin kasabalarından biri olmuştur. 1489′da Kıbrıs’a hakim olan venediklilerin dıştan gelecek saldırıları önlemek için ortaçağ savunma mimarisinin en güzel örneğini teşkil eden heybetli surları inşa etmişlerdir. Gezilecek başlıca yerler arasında; Lala M. Paşa Cami(St. Nikolas Katedrali), Otello Kalesi, Namık Kemal Zindanı, Salamis Harabeleri ve St. Barnabas Arkeoloji müzesi vardır.
















Othello Kulesi (Kalesi): Farklı dönemlere ait birçok tarihi ziyaret edilebileceği Mağusa şehrinin en önemli tarihi yapılarından bir tanesi de Lüzinyanlılar’ın inşa ettiği surlardır.


 


Lala Mustafa Paşa Camisi (Saint Nicolas Katedralı)


1298 – 1312 yılları arasında St. Nicolas Katedrali adıyla yapılmıştır. Mimari ve tasarımcısı Piskopos Baldwin Lambert gösterilmektedir. Yapımına işaret eden I/IX/1311 tarihi, güney duvarında kayıtlıdır. Yapıldığı dönemde Lüzinyan kralları Kıbrıs krallık tacını ilkin Lefkoşa’daki St. Sophia Katedrali’nde giydikten sonra, bu katedralde de Kudüs ile Ermenistan krallık tacını giyerlerdi. Cami hariminin kuzeydoğu duvarındaki mezar 1365 yılında zatürreden ölen Piskopos Itier de Nabinaux’a aittir.

Camiye çevrildiği tarihten itibaren ‘’Küçük Ayasofya’’ (Ayasofya-i Sağır), ‘’Mağusa Ayasofya’sı’’ ve ‘’Büyük Cami’’ adıyla bilinmekteydi. Ancak Kıbrıs Müftüsü Mehmet Dana Efendi’nin 14 Ağustos 1954 tarihinde aldığı bir kararla adı Lala Mustafa Paşa Camisi olarak değiştirilmiştir.

 


4. İSKELE/ KARPAZ :, Kıbrıs’ın doğallığı bozulmamış ve güzel sahillerinin bulunduğu Karpaz yarınadasını içine alan bir ilçemizdir. Doğal güzelliklerinin yanısıra tarihi eserlerin de bulunduğu bu güzel ilçemizde zengin Flora ve Fauna’nın koruma altına alındığı Karpaz Koruma alanı vardır. Görülebilecek başlıca yerleri arasında; Apostolos Andreas Manastırı ve Aytrias Bazilikasıdır.

 

Apostolos Andreas Manastırı


Karpaz Yarımadası’nın önde gelen ziyaret ve adak yerlerinden biridir. Eski adıyla Dinoretum ile Apostolos Andreas, yeni adıyla Zafer Burnu olarak bilinen noktada bulunmaktadır. ‘’Mucizeler Yaratan’’, ‘’Rüzgârların Hâkimi’’ ve ‘’Yolcuların Koruyucusu’’ özelliklerini taşıyan Apostolos Andreas’a adanmıştır. Manastıra adını veren Apostolos Andreas hakkındaki bilgiler kutsal kaynaklara dayanmaktadır. Önceleri Bethsaida’lı bir balıkçı idi.

Daha sonra Baptist John’un (vaftizci Yahya’nın) bir müdürü iken, Hıristiyanlığı yaymak için havari olarak çağırılır. Havariliğe çağırılan ilk kişi olması nedeniyle kendine ‘’ilk çağırılan’’ anlamına gelen ‘’O Protoklidos’’ dini unvanı verilir. Bir süre sonra Karadeniz, Marmara, Makedonya ve Tesalya bölgelerini içine alan bir seyahate çıkar. Bu seyahat sonrasındaki Pelepones Yarımadası’ndaki antik Patras (Palaie) şehrine yerleşir. Seksen yaşında iken burada bir zeytin ağacına çarmıha gerilerek öldürülür.

Bir rivayete göre, Kudüs’e yapmakta olduğu yolculuk sırasında bindiği geminin suyu tükenmiştir. Bir gözü görmeyen kaptanı suyu nasıl bulacağını düşünürken, Apostolos Andreas ona şimdiki manastırın olduğu yerde suyu bulabileceğini söylemiş, karaya çıkanlar söylenen yerde suyu bulmuş, gemiye getiriler sudan içen kaptanın görmeyen görmeye başlamıştır. Bunun üzerine Apstolos Andreas’a değerli eşyalar vererek onu ödüllendirmek istemişlerdir.

Ancak Apostolos Andreas bunların hiçbirini kabul etmemiş, buna karşılık olarak kaptan ile gemi mürettebatı Hıristiyanlık dinini benimsemiştir. Daha sonra kaptan, Kudüs’te bulunduğu bir sırada, Apostolos Andreas’ın çok kıymetli bir ikonunu alıp su kuyularının yanına koymuş. Apostolos Andreas adak yeri Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar tarafından kutsal sayılmaktadır.

15 Ağustos ile 30 Kasım tarihlerinde ziyaret edilmesi adettendir. Genellikle göz hastalıkları tedavi eden bir aziz olarak bilinmesine karşın, diğer hastalar ile dertlerine çare bulamayanların buraya adak adamaları halinde dileklerinin gerçekleşeceğine inanılmaktadır. Dileklerdeki gerçekleşenler ise, hastalığın türüne göre, adadıkları balmumu veya metalden yapılmış göz, kulak, el ve çocuk şeklindeki model adakları ikonun yanına bırakırlar.

Apostolos Anreas’a adanan adaklar arasında para, altın, gümüş, ve diğer ziynet eşyaları da bulunmaktadır. Manastıra gelemeyenler ise bir şişeye koydukları zeytinyağı adaklarını en yakın yerden denize atarlar. Böyle yapılması halinde, rüzgârlara hükmettiğine de inanılan Apostolos Andreas’ın denize atılan şişeleri er veya geç manastırdaki rahiplere ulaştıracağına inanılmaktadır.

Yanında su kaynağı bulunan Gotik nizamdaki küçük adak yeri (şapel) manastırın en eski yapısıdır. M.S. XV. yüzyılda yapılmış olduğu tahmin edilmektedir. Adak yerinin batı bitişiğindeki kilise 1867 yılında Dipkarpaz’ın papazı (1828-1909) Babayuannu İkonomonu tarafından inşa edilmiştir. Adak yeri ile kilisenin çevresindeki manastır odaları 1912 yılından sonra değişik tarihlerde yapılmıştır


 


5.GÜZELYURT :   Turuncu ,yeşil ve mavi renkleirn tüm ihtişamı ile görülebilecek ender yerlerden biri.

 

Soli antik şehri, vouni sarayı,athena tapınağı, mavi köşk ,St. Mamas manastırı en önemli tarihi mekanlarıdır.

 


MAVİ KÖŞK ÇAMLIBEL (KAÇAKÇININ KÖŞKÜ)

 İtalyan asıllı rum olan Paulo Paolides tarafından 1957 yılında yaptırılmıştır. İki kat üzerine on altı bölüm olarak inşa edilmiştir.


Paulo Paolides
Kıbrıs doğumlu olan Paolides italyan asıllı rumlardandır. Paolides Avukat olmasına karşın aslında Ortadoğunun en büyük silah tüccarıdır. Aynı zamanda dönemin Kıbrıs Cumhurbaşkanı Baş piskopos Makarios'un avukatıdır. Avukatlık mesleğini silah ticaretini gizlemek için kullanmıştır. Bu nedenle köşkü kimsenin dışarıdan göremeyeceği ancak hertarafa hakim bir mevkiye yaptırmıştır. Böylelikle köşkü silah dağıtım noktası olarak kullanabilecektir..


 


Süt Havuzu; Köşkün bayan misafirleri için paolides ayrıca bir süt havuzu yaptırmıştır. Süt havuzu müzik odasının hemen yanında yaptırılmış bayan misafirlerin süt banyosu yaparken bir yandan da müzik dinleyerek rahatlaması istenmiştir. Dönemin ünlü aktrislerinden Sophia Loren'nde köşke gelerek süt banyosu yapmış misafirlerdendir.


 


Paolides'in Hazin Sonu

Paolides çok severek yaptırdığı mavi köşkü 1974 barış harekatı sırasında arkasında bırakarak İtalya'ya kaçmak zorunda kalmıştır. Kaçarken yatak odasında bulunan ve ingiliz mahallesine doğru giden kendi yaptırdığı gizli tünelleri kullanmıştır. Tünelleri kaçarken patlattığı için tam olarak nereye açıldığı bilinmemektedir. Paolides köşke olan ilgisini ve bir gün geri alma ümidini hiç kaybetmemiş bu yüzden öldürüldüğü 1986 yılına kadar köşkün çeşitli ihtiyaçlarını italyadan Kıbrıs'a gönderdiği söylenmektedir. Paolides İtalya'da bir mafya toplantısında öldürülmüştür.