14 Aralık 2015 Pazartesi

YILDIZ ŞALE

ANA GİRİŞ KAPISI

İmparatorluğum Eski Saray, Topkapı Sarayı ve Dolmabahçe Sarayı’ndan sonra dördüncü yönetim merkezidir. 

Dolmabahçe Sarayı’nın muhteşem konumundan sonra buranın yönetim merkezi olarak seçilmesinin tek sebebi Padişah’ın  tahtı kaybetmek  ve her daim kendisini tehlikede hissedip, huzurlu şekilde başını yastığa koyamamasıdır.
  

İç huzurun yoksa Padişah bile olsan her şey boş….
Köşk ; Yıldız parkı içinde yüksek duvarlarla çevrili bir bahçe içinde ve farklı tarihlerde yapılan birbirine bitişik üç ana yapıdan oluşmaktadır.

Bizans dönemine dayanan bir tarihi olan Yıldız , Sultan I. Ahmed Dönemi’nde (1603-1617)  padişahın has bahçeleri arasına katılmış olup,  III. Selim’in, annesi Mihrişah Valide Sultan için “Yıldız” adıyla yaptırdığı bir köşkten dolayı bu ad ile anılmaya başlanmıştır. 

Sultan III. Mahmud (1808-1839), Sultan Abdülmecid (1839-1861) ve Sultan Abdülaziz (1861-1876) dönemlerinde eklenen köşk ve kasırlarla gelişen buradaki yapılar topluluğu; Sultan Abdülhamid dönemin de (1876-1909) yapılan binalarla Yıldız Sarayı adını almıştır.
Köşk, bodrumuyla birlikte üç katlı, ahşap ve kâgir olarak yapılmıştır. Osmanlı konut geleneğine uygun olarak Harem ve Selamlık gibi de kullanılabilecek bölümlerden oluşan, dış dünyaya yedi kapıyla ve ahşap panjurlu pencerelerle açılan Şale’nin katları arasındaki bağlantıyı biri mermer, ikisi ahşap zarif merdivenler sağlamaktadır. 


Altmış oda ve dört salonu bulunan köşk’ün  Tören Salonu’ nın  Zemini duvardan duvara yaklaşık 406 m2’lik tek parça Hereke halısıyla kaplı, olup tavanı altın yaldız panolarla süslenmiş, duvarlarında büyük boy aynalar mevcuttur.
Sedefli odanın kapısı Çırağan Sarayı’ n dan getirilmiştir. Tavanlarında ki muazzam manzara resimleri ile ün salmış olan Sarı Salon’dan başka ,  zarif çini sobaları, vazoları, görkemli ve oymalı yatak takımlarıyla döşenmiş pek çok salon ve oda bulunmaktadır.

Cumhuriyet döneminde konukevi olarak kullanılmış daha sonra TBMM’ne bağlı Milli Saraylar bünyesinde bir müze-saray olarak hizmet vermektedir.,
























ÇIKIŞ KAPISI


YILDIZ PARKI İÇİ
    










22 Ekim 2015 Perşembe

İNCİ –DENİZDEKİ MÜCEVHER

Katar-Türkiye 2015 Kültür Yılı etkinlikleri kapsamında Türk İslam Eserleri Müzesi’ n de  açılan  sergi de  incili takıların en göz alıcı örnekleri sergilenmekte.

Takıların muhteşem güzelliği ziyaretçileri adeta büyülemekte.  Sergi alanın da gösterilen tanıtım filmleri de mücevherler kadar ilgi çekici.

 


İnci nedir diye sorulduğunda hemen hemen herkesin vereceği ortak cevap ‘’istiridyenin içinden çıktığı’’ açıklamasıdır. Bu kadar kısa tanımlaması olan inci’nin oluşumu göz atmakta fayda var.

İnci; çoğu zaman istiridyenin kabuğundan içeri kazara giren bir yabancı nesne sayesinde oluşumuna başlar. İstiridyenin kabuğunu oluşturan hücreler adeta bir korunma kalkanı vazifesi görerek yabancı nesnenin etrafını sararak çoğalır. Genleri kabuk üretmek üzere programlanmış olan hücreler oluşumun içine kabuğun ana maddesini tabakalar halinde salgılar ve böylece inci meydana gelir.



Sergide 100’den fazla eşsiz incili takı sergilenmekte. Küpeler, Kolyeler .Kraliyet taçları  ve bunların yanın da  Tibet saç tokaları, Romalılardan günümüze kadar olan farklı dönemlere ait pek çok takılarda sergilenmekte.




    

     

            

 

 

ÇİN SAÇ TOKASI
 

 





KONTES SPENCER'İN TACI 



İNCİ VE MALAKİT SET 

HANOVER HANEDAN TACI


   


  
SERGİ ALANI                                                                              



 






                   VİETNAMLI SANATÇI SAM THO DUONG'UN    
                                       AĞAÇ DALLARINDA BUZ KRİSTALLERİN OLUŞUNU
 İNCİ KULLANARAK YORUMLADIĞI ESERİ